Düzenli yazı yazma alışkanlığı geliştirme yolunda bir motivasyon aracı olarak kullanma niyetiyle atıldığım Medium macerası, bana umduğum heyecanı iki senedir veremedi. Bunda tembelliğimin payı da büyük tabi. Malum virüstü mirüstü derken 3 haftalığına girdiğim tatilin uzadıkça uzaması ve çiğnenmekten tadı kaçmış bir sakıza dönüşmesi sonucu hem kendime hem de Medium’a bir şans daha vermeye karar verdim. Hem elim alışsın, hem bi’ öz değerlendirme olsun, hem belli bir zaman zarfı üzerine kurulmuş olsun diye, hatta belki birilerine de ilham olur ihtimaliyle 2020 Şubat ayı enlerim üzerine olsun bu yazı madem. Sonra Mart, Nisan, Mayıs şeklinde gitmesi umuduyla…

2020 Şubat ayına Tibet bölgesinde girdim. Çin Yeni Yılı sebebiyle Yefan’ın ailesini ziyarete gittik fakat gittiğimiz gün patlayan virüs bombasıyla tatilimiz uzadı ve orada planladığımızdan bi’ on gün kadar daha uzun kaldık. Olay ciddiyet kazandıkça ve evden çıkamadan geçen sıkıcı günler sonunda bulduğumuz uçak biletiyle adeta mayın tarlasından geçerek eve, Xiamen’a döndük. Dönmemizle 15 gün karantinaya alındık ve evden çıkamadık. Evde kalmakla hayatım boyunca derdim olmadı, sanılanın aksine oldukça evcimen bir insanımdır. Fakat bu süreçte kimseyle görüşememek, dışarıdan yiyecek temin edememek, evde kalma süresinin belirsizliği biraz bunalttı. 15 gün sonunda virüs bitmedi ama karantinamız bitince Yefan işe döndü, ben henüz dönemedim. Muhtemelen birkaç ay daha dönemeyeceğim. Mart ayına giriyoruz yarın, okulların ne zaman açılacağına dair henüz bir haber yok.

Bu süreçte freelance işim sebebiyle okumam gereken kitap yığınını eritme girişiminde bulundum ve epey de azalttığımı söyleyebilirim. Beni en çok etkileyen kitaplardan biri Avusturalya’nın klasiklerinden kabul edilen, daha önce sinemaya da uyarlanmış “Storm Boy” oldu. Bir oturuşta okunabilen, bir kıyı evinde babasıyla yaşayan Storm Boy’un bir pelikanla kurduğu sıcak bağı anlatan bu güzel hikaye, resimlenen yeni baskısıyla on yıllardır dost edindiği kuşaklara Z kuşağını da katmaya hazırlanıyor. Umuyorum ki yakında Türkçe’de de göreceğiz.
Şahsi zevkim için kitap okuyamıyorum, dinleyebiliyorum çünkü bkz. @evinisirtindatasiyankiz olmak. Storytel bu anlamda elim ayağım, kolum bacağım, atan damarım. Yollarda, evde beynimi kullanmamı gerektirmeyen işler yaparken veya bir şey beklerken kulaklıklarım hep kulağımda hazır ve nazır, bana yeni masallar anlatıyor. Bu ay dinlediklerimden en sevdiğim Fosforlu Cevriye oldu. Ankara’da, üniversite yıllarımda defalarca oyununu izleme şansı bulduğum bu eseri dinlemek bana çok güzel şeyler hatırlattı ve dinlediğim beş küsür saat boyunca beni içinde yaşadığımız distopyadan uzaklaştırdı.
Aksiyon filmleri filan tamam da izlerken beni gerim gerim geren filmlerden oldum olası hazzetmem. Yine en sevdiğim, izlemekten en keyif aldığım filmler ilham veren, gerçek hayat öykülerinden esinlenilmiş gerçekçi yapımlar oluyor. Son günlerde izlediğim biri yeteneğiyle diğeri çok çalışmayla, iki arkadaşın Hindistan’ın en fakir bölgelerinden Amerika’nın en büyük dans okuluna uzanan yolculuğunu anlatan “Yeh Ballet” zihnimi uzun süre meşgul eden ve bana ilham olan filmlerden biri oldu.

1_qrLPw46ksaDkE870dBuM6g.jpeg

Yazının başında da söylediğim gibi, beş haftadır eve yolculuk ve nadir mecburi market alışverişleri dışında evden çıkmadan yaşamaya çalışıyorum. O yüzden bu ayı etkileyici bir yere gidememiş olarak kapatıyorum. Yine de Ocak ayının son günlerinde, henüz virüs meselesi bu kadar can sıkıcı değilken, daha da doğrusu ne kadar can sıkıcı olduğunu biz henüz bilmezken gittiğim 黄河, yani Çin’in en büyük iki akarsuyundan biri olan meşhur sarı nehir, baş döndüren bir rakımda gözlerimi alamadığım berraklığıyla aklımı aldı. Şuraya bir fotoğraf karesi iliştiriyorum.
Türkiye’den aldığım, kan donduran haberler ve akıl tutulması yaşadığım tepkilere hiç girmek istemiyorum, bu konuları konuştuğum bir Twitter adresim mevcut.

Bu ay benden bu kadar, Mart ayının insanlık, ülkem ve şahsım adına güzel haberler aldığımız ve çok çalışıp çok başardığımız bir ay olmasını diliyorum. Görüşmek üzere!

Q.E.D.

Creative Commons Atıf-Ticari Olmayan Kullanım-Aynı Şekilde Paylaşım 4.0 Uluslararası Lisans Sözleşmesi