Uzun, upuzun, uzadıkça uzayan, ara ara hala mı ekimdeyiz diye sorduran bir ayın jurnalinden merhabalar. Ayın ilk günü bir sonraki gün ne olacağını bilmiyordum, ayın son günü geçen otuz günde ne olduğunu hatırlayamıyorum. Ömrümün en uzun süren aylarından biriydi. Zaman algımı bükecek kadar esnedi..

Bu ay bir “gençlik” bir de “emekli” tatili yaptım. İşten ayrıldım, başka işlere atıldım. Yeni kariyerlerin hayalini kurdum, yeni kurabiyeler denedim. Gergin filmler izledim, izlerken uyuyakaldım -uyandığımda hala ekimdi. Kitaplar, mumlar, hediyeler aldım. Yatak döşek hasta oldum, zıpkın gibi ayaklandım. Çalıştım, çok çalıştım, sabahlara kadar çalıştım, sabahlarıysa durgun denizi seyredip kahvemi yudumladım. Ve bütün bunların hepsini bu ay yaptım.
Sözün özü, sevgili jurnalsever, ben bu ay baya bi’ yaşadım.

Ayın ilk haftasında istifa mektubumu verdikten sonra, emekli mekanında, Sapanca’da büyük, kocaman bahçeli bir ev tuttuk on dört arkadaş. Şöminede marshmallow çevirmeli, sessiz sinema oynamalı, saatler süren sabah kahvaltılı, bahçeden kozalak toplamalı, yaprakların üzerinde çıtır çıtır yürümeli, frizbi oynamalı bir “ara” verdik. Böyle anlatınca kulağa emekli tatili olan buymuş gibi geliyor ama asıl emekli tatilimi anlatınca gençlik tatilimin bu olduğuna ikna olacaksınız.

WhatsApp Image 20211103 at 5.16.38 PM.jpeg

Arada yatak döşek yatmalı, İstanbul’da, Çin’deyken hasta olduğumda içtiğim o kış çorbasını aramalı (ve çok şükür bulmalı) bir hafta geçirdikten sonra Yalova’ya gittim. Sabah erkenden kalkıp sahilde yürüdüm, aylardır ertelediğim manikür randevuma gittim, Liman Pastanesi’nde çilekli pasta yedim, akşam da kalorifere yaslanıp dizi izledim. Bir de üst kattaki öğrencilere sövdüm (izmaritler balkondan bahçeye mi atılır allah aşkına...) Söyleyin bana, daha emekli bir tatil olabilir mi?
Neyse ki döner dönmez iş girdabı beni içine çekti ve silkelenip yaşıma döndüm.

Ne okuduğuma gelecek olursak, bir seneyi aşkın masamda duran Normal İnsanlar’ı okudum. Belki okumadan önce bu kadar övülmeseydi daha çok severdim. Yine de “gerçek”, keyifli bir okumaydı. Barış Bıçakçı’dan Bizim Büyük Çaresizliğimiz’i dinledim. Anlamsızca Ankara’yı özlediğim son zamanlarda, Ankara’da geçen bir kitap okumak da güzel oldu. Bu arada eylülden kalan Edge Case kitabını bitirmeyi de başardım. Elime yapışan, bir türlü bir yere bağlanamayan bir “ait olma” kitabıydı. Spoiler: Mutlu sonla bitmiyor. Spoiler 2: Mutsuz bir son olduğu da söylenemez. Neticede benim için önemli olan bu kitabın ne şekilde olursa olsun bir son bulmasıydı, o yüzden her halükarda beni tatmin etti.

Ne izledim… Bu ay bu kısım biraz sıkıcı. Netflix’e, Amazon’a ne düştüyse onu izledim. Hiç kafa yormadan. Büyük oranda da uyudum seyrederken. Bazen de film izlemek böyle bir şeydir. Bir kısmını kaçırmak, dolayısıyla sonunu anlamamak, bunu pek de takmamak.

Ne öğrendim kısmıysa ne izledim kısmına göre çok daha heyecanlı: Arkadaşlar ben kodlama öğrenmeye başladım! HTML’le girdim mevzuya, CSS, JavaScript… şeklinde devam etmeyi planlayarak. Yıllardır bugünü bekleyen Yefan’ın Fatih Terim heyecanında sunduğu mentörlük hizmeti ve www.w3schools.com rehberliğinde ilerliyorum şimdilik. İnsanı hipnotize eden bir süreç. Ve tabi benim için yepyeni bir ekosistem. Henüz bu alanda elle tutulur bir planım yok, şu an için tek derdim dünya bu yönde gelişirken bihaber kalmamak. Sizi ara ara güncellerim bu nereye gittiğini öngöremediğim denememle ilgili.

Ne yedim diye bir başlık atmışım eylülde. Bu ay onun yerine ne yapmadığımdan bahsedeyim: Ukuleleyi elime bile almadım. Her şeyin kendine yer bulabildiği bu asırlık ayda ukulele hiçbir yere sığamamış. Bu konuda birazcık mutsuzum, bir sonraki jurnale kadar telafi edeceğim.

Geçen ay hepimiz için huzur dilemişim, gerçekten de huzurlu bir ay geçirdim. Bana huzur veren kararlar aldım, huzur veren yerelere gidip huzur veren şeyler yaptım. Bu yaşta bu kadar huzurlu olmalı mıyım, bilmiyorum. Bu dönem buna ihtiyacım varmış ama, o kesin. Madem eylül niyetim gerçekleşmiş, kasım ayından ne beklediğimi de yazayım: keyifli vakitler, yeni deneyimler. Bu satırı yazmam yazının geri kalanınından daha uzun sürdü. İş ciddiye binince dilek dilemek de zor. Genel olarak güzel, tatlı bir ay olsun hepimiz için. Hadi hayırlı kasımlar!

Q.E.D.

Creative Commons Atıf-Ticari Olmayan Kullanım-Aynı Şekilde Paylaşım 4.0 Uluslararası Lisans Sözleşmesi